IAC3 & MEZOPOTAMYA
Bazı yolculuklar vardır, bittiğinde valizinizi toplarsınız ama yaşadıklarınızı, öğrendiklerinizi ve hissettiklerinizi içinizde taşımaya devam edersiniz.
Deneysel Astroloji Akademi kurucusu Kenan Yasin Bölükbaşı’nın organizasyonuyla gerçekleştirilen III. İstanbul Astroloji Konferansı vesilesiyle Gaziantep’ten Şanlıurfa’ya uzanan, tarihi, kültürü, astrolojiyi ve dostluğu bir araya getiren harika günler geçirdik.
Dört gün boyunca kimi zaman tarihin derinliklerinde kaybolduk, kimi zaman gökyüzünün bilgisine daldık, kimi zaman da dostlarımızla kahkahalar atıp güzel anılar biriktirdik. Gaziantep’ten Şanlıurfa’ya uzanan bu yolculuk, yalnızca gezdiğimiz yerlerle değil, bizde bıraktığı duygularla da hafızamızda yerini aldı.
Gezimize Gaziantep merkezdeki Dinlenme Parkı’nda hep birlikte yaptığımız kahvaltıyla başladık. Aynı sofrada buluşmanın, sohbet etmenin ve önümüzdeki günlerin heyecanını paylaşacağımızın ayrı bir güzelliği vardı.


Konferans günümüz geldiğinde bu kez rotamız gökyüzünün bilgisine uzandı.
Tania Daniels, Rod Chang, Liz Hathaway, Kenan Yasin Bölükbaşı, Meltem Demir, Mihrap Sarıçiçek’in katkılarıyla birbirinden değerli sunumlar dinleme fırsatı bulduk. Farklı bakış açılarıyla tanışmak, yeni bilgiler edinmek ve astrolojiye farklı pencerelerden bakmak hepimiz için oldukça verimli ve ilham vericiydi. Yabancı konuşmacıların sunumlarını Türkçeye çevirerek bu bilgi paylaşımını hepimiz için daha anlaşılır hâle getiren Alara Akkamış’a da ayrıca teşekkür ederim.
Meltem Demir’in gerçekleştirdiği mandala eğitimi ise günün benim için farklı bir yönünü oluşturdu. Mandalanın dünyasına adım atarken yalnızca bir çalışma yapmadık; meditasyonla biraz yavaşlama, zihnimizi sakinleştirme ve kendi içimize dönme fırsatı da bulduk. Günlük hayatın koşuşturması içinde bazen kendimize ayırmayı unuttuğumuz o birkaç dakikanın ne kadar değerli olduğunu yeniden hissettik. Teşekkürler sevgili Meltem Demir.


Fakat günün en unutulmaz anlarından biri, konferans akşamında yaşandı… Rod Chang’in teleskop aracılığıyla bizlere gökyüzünü gözlemleme fırsatı sunması, bu güzel buluşmayı bambaşka bir noktaya taşıdı. Astrolojiyle ilgilenen, gökyüzünün sembolik dilini anlamaya çalışan insanlar olarak Satürn’ü yalnızca haritalarda bir sembol ya da yorumlarımızda bir gezegen olarak ele almıyoruz. O akşam, gökyüzüne bakıp onu teleskopta gözlemlemek çok daha somut ve heyecan verici bir deneyimdi.
Günün ve gecenin devamında dostlarla yapılan sohbetler, paylaşılan yemekler ve kahkahalar da cabasıydı. Çünkü bazen en güzel öğrenmeler, birlikte yaşadığımız deneyimlerin içinde saklıdır.
Ardından Zeugma Mozaik Müzesi’ne gittik. Binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan mozaiklerin karşısında geçmişin insanlarına, sanatına ve yaşamına doğru küçük bir yolculuğa çıktık. O taşlara dokunan eller kimlere aitti? O figürlerin ardında nasıl hayatlar, nasıl sevinçler ve nasıl hikâyeler vardı?
Sonrasında Kurtuluş Camii’ni, Eblehan Caddesi’ni, Şahinbey Mahallesi’nin dar sokaklarını ve tarihî evlerini gezdik. Eski taş duvarların arasından geçerken sanki zaman biraz yavaşladı. Her durak, yaşadığımız coğrafyanın ne kadar zengin bir hafızaya sahip olduğunu bir kez daha hatırlattı.




Üçüncü gün Göbeklitepe ve Karahantepe’ye uzanan yolculuk için erkenden Şanlıurfa’ya doğru yola çıktık. Bu kez binlerce yıl öncesine uzanan insanlık tarihinin derinliklerine doğru büyüleyici bir keşif bizi bekliyordu.
Göbeklitepe’ye ulaştığımızda insanın aklına pek çok soru geliyor. Binlerce yıl önce insanlar nasıl yaşıyordu? Gökyüzünü nasıl gözlemliyor, doğayı nasıl anlamlandırıyor, evren karşısında kendilerine nasıl bir yer buluyorlardı?
Taşlara işlenmiş semboller, anıtsal yapılar ve o kadim atmosfer… İnsan kendini bir anda zamanın içinde yolculuk yaparken buluyor. Anıtsal yapılar ve taşlara işlenmiş semboller arasında dolaşırken bu soruları düşünmeden edemiyorsunuz. İnsanlık tarihinin bu kadar eski dönemlerine ait izlerin günümüze ulaşması gerçekten büyüleyici.
Astroloji açısından da bu tür alanlar, insanın gökyüzüne duyduğu kadim merakı düşünmek için önemli bir fırsat sunuyor.
Tarih boyunca insanlar Güneş’in, Ay’ın, yıldızların ve gezegenlerin hareketlerini gözlemlemiş; zamanı ve doğanın döngülerini anlamaya çalışmışlar.
Elbette her arkeolojik sembolü doğrudan astrolojiyle ilişkilendirmek doğru olmaz. Ancak bu kadim yapıların arasında dolaşmak, insanın evrenle kurduğu ilişkinin ne kadar eskiye uzandığını sorgulamamıza neden oluyor.
Ardından Karahantepe’ye geçtik. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine uzanan izlerin arasında bulunmak, insanın geçmişine duyduğu merakı daha da artırıyor. Üstelik çalışmaların devam ediyor olması, önümüzde hâlâ keşfedilmeyi bekleyen ne kadar çok bilgi olduğunu hatırlatıyor.
Sonra Harran…
Tarihî Harran Üniversitesi’nin bulunduğu alanı gezdik, fotoğraflar çektirdik ve o topraklarda yaşamış insanların dünyasını hayal etmeye çalıştık. Konik kubbeli evleri gördük; insanların doğayla nasıl uyum sağladığını, doğanın koşullarına nasıl uyum sağladıklarını, yaşamlarını nasıl sürdürdüğünü düşünmek çok etkileyiciydi. Bir yanda binlerce yıllık taşlar, diğer yanda o taşların ardında saklı insan hikâyeleri…
Astrolojiyle ilgilenen biri olarak böyle yerlerde dolaşmak benim için ayrıca anlamlıydı. Gökyüzüne bakan, yıldızları gözlemleyen ve evreni anlamaya çalışan insanın hikâyesi, sanki bütün bu kadim coğrafyanın içinde yankılanıyordu.
Akşam otele döndük ve günün yorgunluğunu Şanlıurfa’nın olmazsa olmazı sıra gecesinde attık! 🎶 Müzik, eğlence, sohbet ve bolca neşeyle dolu bu gece, gezimizin en eğlenceli anlarından biri olarak hafızalarımıza yerleşti.
Son günümüzde de müze ziyaretlerimize devam ederek farklı çağların izlerini takip ettik. Ardından Balıklıgöl’e gittik.
Hz. İbrahim’in hayatıyla ilişkilendirilen bu özel mekânda dualar ettik, balıklara yem verdik ve çevrenin manevi atmosferini hissettik. Tarihî hanları gezdik, alışveriş yaptık ve Şanlıurfa’nın kendine özgü güzelliklerini keşfettik. Bu yolculuğu bizim için daha da anlamlı kılan, Urfa’yı yakından tanıyan arkadaşımız Funda Yılmaz’ın anlatımları ve rehberliğiydi. Onun paylaştığı bilgiler sayesinde gezdiğimiz yerleri daha yakından tanıma fırsatı bulduk; anlattıklarıyla yolculuğumuz hem daha keyifli hem de daha öğretici hâle geldi.
Böylece dört günlük yolculuğumuzun sonuna geldik. Her birimizin çantasında farklı hatıralar, telefonunda onlarca fotoğraf, zihninde yeni bilgiler ve kalbinde güzel duygular vardı.
Deneysel Astroloji Akademi bünyesi, Kenan Yasin Bölükbaşı’nın öncülüğünde, bilgiyi deneyimle, tarihi keşifle ve öğrenmeyi dostlukla buluşturan çok güzel bir organizasyona imza attı.
Gökyüzünün bilgisiyle yeryüzünün kadim mirasını aynı yolculukta buluşturmak, farklı sunumlar dinlemek ve ardından bu bilgileri tarihî mekânların atmosferinde düşünmek gerçekten çok kıymetliydi.
Başta Kenan Yasin Bölükbaşı olmak üzere emeği geçen herkese; değerli sunumlarıyla ufkumuzu genişleten Tania Daniels, Rod Chang, Liz Hathaway, Meltem Demir ve Mihrab Sarıçiçek’e; sunumların çevirileriyle bizlere destek olan Alara Akkamış’a ve bu yolculuğu güzelleştiren tüm arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum.
Üçüncü konferansımızı da böyle güzel anılarla geride bıraktık.
Daha nice konferanslara, yeni bilgilere, kadim tarihin izinde keşfedilecek yeni yerlere, gökyüzüne birlikte bakacağımız gecelere ve dostluklarımızı çoğaltacağımız yolculuklara…
İyi ki yollarımız kesişmiş, iyi ki bu güzel deneyimin bir parçası olmuşuz. Daha nicelerine!
Some journeys stay with you long after they end. You unpack your suitcase, but you keep carrying what you lived, learned and felt.
On the occasion of the 3rd Istanbul Astrology Conference, organized by Kenan Yasin Bölükbaşı, founder of the Experimental Astrology Academy (Deneysel Astroloji Akademi), we spent a few wonderful days traveling from Gaziantep to Şanlıurfa, bringing together history, culture, astrology and friendship.
Over four days, we sometimes lost ourselves in the depths of history, sometimes immersed ourselves in the knowledge of the sky, and sometimes simply laughed with friends and made beautiful memories. This journey stays with me not only for the places we visited, but for the feelings it left behind.
We started our trip with a breakfast together at Dinlenme Park in central Gaziantep. There was something special about sitting at the same table, chatting, and sharing our excitement for the days ahead.
Next, we went to the Zeugma Mosaic Museum. Standing in front of mosaics that have survived for thousands of years, we took a small journey into the lives and art of people from the past. Whose hands had placed those stones? What lives, joys and stories lay behind those figures?


Afterwards, we explored Kurtuluş Mosque, Eblehan Street, and the narrow streets and historic houses of the Şahinbey neighborhood. Walking between the old stone walls, it felt as if time slowed down a little. Every stop reminded us once again how rich the memory of this land is.
When conference day arrived, our route turned toward the knowledge of the sky.
We had the chance to listen to valuable presentations by Tania Daniels, Rod Chang, Liz Hathaway, Kenan Yasin Bölükbaşı, Meltem Demir and Mihrap Sarıçiçek. Meeting different perspectives, learning new things and looking at astrology through different windows was both productive and inspiring for all of us. I would also like to thank Alara Akkamış, who translated the international speakers’ presentations into Turkish and made this exchange of knowledge accessible to everyone.
Meltem Demir’s mandala workshop added a different dimension to the day for me. As we stepped into the world of mandalas, we didn’t just complete an exercise; through meditation, we also had the chance to slow down, calm our minds and turn inward. We felt again how valuable those few minutes are that we so often forget to give ourselves in the rush of daily life. Thank you, dear Meltem Demir.
Receiving our APAI diplomas was, of course, a joy of its own. Gaining new knowledge in a field you’ve worked hard at, and carrying a keepsake of that effort with you, feels truly rewarding.
But one of the most unforgettable moments came on the evening of the conference. Rod Chang gave us the chance to observe the sky through a telescope, which took this gathering to a whole new level. As people who study astrology and try to understand the symbolic language of the sky, we don’t think of Saturn only as a symbol on a chart or a planet in our interpretations. That evening, looking up and seeing it through the telescope was a far more tangible and exciting experience.
On top of that came the conversations with friends, the shared meals and the laughter that filled the rest of the day and night. Sometimes the best lessons are hidden in the experiences we share.
On the third day, we set off early for Şanlıurfa to visit Göbeklitepe and Karahantepe. This time, a fascinating journey into the depths of human history, thousands of years back, was waiting for us.
Arriving at Göbeklitepe, you find yourself full of questions. How did people live thousands of years ago? How did they observe the sky, make sense of nature, and find their place in the universe?
The symbols carved into the stones, the monumental structures and that ancient atmosphere… Suddenly you feel as if you’re traveling through time. Walking among these structures, you can’t help thinking about these questions. It is truly fascinating that traces from such early periods of human history have survived to this day.
From an astrological point of view, places like this also offer an important opportunity to reflect on humanity’s age-old curiosity about the sky. Throughout history, people have observed the movements of the Sun, the Moon, the stars and the planets, trying to understand time and the cycles of nature. Of course, it wouldn’t be right to link every archaeological symbol directly to astrology. But walking among these ancient structures makes you wonder how far back humanity’s relationship with the universe really goes.
Then we moved on to Karahantepe. Being among traces dating back around 12,000 years only deepens your curiosity about the human past. And the fact that excavations are still ongoing is a reminder of how much is still waiting to be discovered.
Then came Harran…
We walked around the site of the historic Harran University, took photos, and tried to imagine the world of the people who once lived there. We saw the conical-domed houses, and it was striking to think about how people adapted to the conditions of nature and sustained their lives in harmony with it. On one side, stones thousands of years old; on the other, the human stories hidden behind them…
As someone interested in astrology, walking through places like these meant even more to me. The story of humans looking up at the sky, watching the stars and trying to understand the universe seemed to echo throughout this ancient land.
In the evening we returned to the hotel and shook off the day’s fatigue at a traditional Urfa sıra night, an absolute must in Şanlıurfa! 🎶 Full of music, fun, conversation and plenty of joy, that night became one of the most entertaining moments of our trip.
On our last day, we continued our museum visits, following the traces of different eras. Then we went to Balıklıgöl.
At this special place associated with the life of the Prophet Abraham, we prayed, fed the fish and took in the spiritual atmosphere around us. We explored the historic inns, did some shopping and discovered Şanlıurfa’s unique charm. What made this journey even more meaningful was the guidance and stories of our friend Funda Yılmaz, who knows Urfa closely. Thanks to her, we got to know the places we visited much better, and her storytelling made the trip both more enjoyable and more informative.
And so we reached the end of our four-day journey. Each of us left with different memories in our bags, dozens of photos on our phones, new knowledge in our minds and warm feelings in our hearts.
Under the leadership of Kenan Yasin Bölükbaşı, the Experimental Astrology Academy put together a wonderful event that brought together knowledge and experience, history and discovery, learning and friendship.
Bringing the knowledge of the sky and the ancient heritage of the earth together on the same journey, listening to different presentations and then reflecting on them in the atmosphere of these historic places was truly precious.
My heartfelt thanks go to everyone who contributed, above all Kenan Yasin Bölükbaşı; to Tania Daniels, Rod Chang, Liz Hathaway, Meltem Demir and Mihrap Sarıçiçek for broadening our horizons with their valuable presentations; to Alara Akkamış for supporting us with the translations; and to all my friends who made this journey so special.
And so we left our third conference behind with beautiful memories.
Here’s to many more conferences, new knowledge, new places to discover in the footsteps of ancient history, nights spent looking at the sky together, and journeys that grow our friendships…
I’m so glad our paths crossed, and so glad to have been part of this beautiful experience. Here’s to many more!